Kayıtlar

Annem etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Filmler ve Cenazeler

Bazı şeyleri filmlerden falan öğreniyoruz ve resmen yanılıyoruz. Annemin cenazesinde gelenlere bir kaç satır bir şeyler söyleyebileceğimi sanmıştım, Londra-İstanbul uçağında aklımdan geçen tek şey buydu. Filmler dedim diye iyice salak yerine koydunuz beni, öyle şaşalı şeyler falan hayal etmedim. Bir kalabalık olur defin esnasında ya da öncesinde ve ben iki üç kelime söyleyebilirim diye düşündüm sadece. Sonra Mir'le paylaştım bu düşüncemi, bana cenazelerin benim düşündüğüm gibi olmadığını söyledi.  Öyle olmuyormuş. Avlu dizisini izlemeye başlamıştım bu ara, hapishane dizisi, biraz aksiyon olur, değişik konular işlenir falan diye, Demet Evgar'ı da severim, 10.  bölümde kadının kızını öldürdüler. Türkiye'deki 3 saatlik diziler sağolsun bir cenazenin nerdeyse tüm detaylarını gösterdiler. Yaşanana yakın olmasına rağmen o bile gerçek hayatta olduğu gibi değildi. Din kültüre dönüşüyor inansan da inanmasan da kaçamıyorsun dinin getirdiklerinden. Mesela annemin cenazesi...

Ölümle Tanışmak

Merhabalar yeniden, Son zamanlarda, özellikle işe yürürken, metrodan çıkıp o kalabalık, herkesin olabilecek tüm kombinasyonlarda farklı yönlere koşturduğu tren istasyonundan geçtikten sonra, ancak orayı iyi bilen birinin bilebileceği bir kestirmeden, çöp kutularının ve taksilerin yanından geçerken, ölüm hakkında düşünür buluyorum kendimi. Ölüm hakkında düşünüyorum ama depresif düşünceler değil. Daha çok ölümle tanışmam ve hayatıma dokunduğu noktalar, neler hissettiğim ve hissettiklerimin ne kadar değiştiği. Bu ve bu gibi şeyler sanki bir yazı yazarmışımcasına aklıma geliyorlar, fakat sonu hiç yok. Eğer o düşünceler bir hikaye olsalardı yani, sonu havada kalırdı hikayemin. Nereye bağlanacaklarını bilemediğimden olsa gerek. Böyle bir hikaye yazılsaydı herhalde sonu benim kendi ölümüm olurdu. Düşününce mantıksız da değil aslında. Genelde bloga uğradığımda önceki yazdığım bir kaç yazıya takılmadan edemiyorum. Bir ritüel gibi, geliyorum, anı defterlerini bir karıştırıyorum, bazen unut...

Ve sen

Çocukluğuma dönsem Ve yeniden, otursak yine o balkonda Esmese, varsın esmesin Ve alt komşu varsın bizi sevmesin Sıkılsak yine uzun yaz günlerinde Ve kumsaldan kumları taşısak ayağımızda eve Bahçedeki yabani otlar düşse aklımıza Ve uğraştığınız sabahtan akşama Yollar uzun sürse, bitmese Ve koca çınarın altında mola versek yine Asfaltın sıcağı yüzümüze çarpsa Ve bir örnek giyinseniz yine babamla Çocukluğuma dönsem Ve yeniden çeksek kuraları Çankırı'dan Ankara'ya uzansak haftasonları usanmadan Ve yine ardarda çocuk filmleri izlesen benimle Batı sinemasında sıkılmadan İzmir caddesinde döner ekmek yesek Ve Sıhhıye'deki otobüs durağına erkenden gitsek Sen yine çıksan yokuşları Gölbaşı'ndan Ve ben yine saysam kaldırım taşlarını Yakalarımı kolalasan kendin ördüğün Ve rüyaları anlatsam gördüğüm Pazardan dönmesek en güzel meyveleri seçmeden Ve aile olsak yeniden 

Konya, ve annem..

En son Konya havaalaninda gordum annemi, tabi gasilhane denen yeri saymazsak. Gasilhane diye bir kelime var, hic hayatima girmemisti, duymamistim, bilmiyordum, yesilin olabilecek en igrenc tonuna boyanmis, ruhsuz duygusuz bir duvarda tabelada gorene kadar, oyle donmus, tutulmus gibi beklerken.. Yerde mazgallar gordum, bos bir tabut gordum. Yuzume sanki bir kova soguk su carptilar. Ne diyordum, annemi en son Konya havaalaninda gordum. O kadar ironik ki, gecmiste olan biten yuzunden annem Konya'yi hic sevmezdi. Gitmek istemezdi, tatile giderken verilen molaya bile tahammulu yoktu. Gecen zaman, degisen kosullar bir seyleri isitmis, ya da annemi yumusatmis olsa gerek, bu gidisimiz hic oyle bayramlardaki gibi olayli degildi. Cocukken hatirliyorum, sesler yukselirdi, yuzler duserdi, bayramlarda Konya'ya gitmek ya da gitmemek, iste tum mesele buydu. Ne diyordum, olayli degildi hic bu sefer Konya'ya gidisimiz. Aksine cok neseliydi, annem, babam, esim ve ben, he...