Kayıtlar

özgüven ve başkasının yerine utanmak

Bir insanın özgüveninin olmaması ne kadar kötüyse, "yersiz özgüven"i olması da inanın bana o kadar kötü. Kimseyi küçümsemek istemem ama hani "başkasının yerine utanmak" diye bir şey var ya, o çok fena bi his ya. Bu aralar da çok sık olmaya başladı bana. Televizyona çıkan abuk subuk insanlar zaten bende bu davranış biçiminin oluşmasının temel sebebi de, geçenlerde bir blog'a denk geldim, bir hatun arkadaşımız. Sonra baktım işte dünya küçük, yüksek lisanstan aşinayım kendisine ve hatun sınıftaki o sabah 8:40 dersine akşam partiye gidiyormuşçasına gelen o acayip kız. Her neyse, günlük kıyafet tarzım tadında bir yazı yayınlamış. Moda bloglarını çok seviyormuş ve bir yerlerden başlamak istiyormuş. Link veresim var durumun ne kadar vahim olduğunu görün diye ama çok iyi bir insan olduğum için veremiyorum. Şimdi modanın ne olduğunu tanımlamak lazım ama, bana sorarsanız colins'ten bir düz kot üstüne defacto'dan düz siyah bir hırka giyip, üşenmeyip fotoğrafın...

şimdiki zamanlar

Resim
Uzun zamandır yazmıyorum ya, neden diye düşündüm buldum. Hayatım çok sıkıcıymış meğer. Anne babaların ve komşu teyzelerin parmakla göstereceği bi yol izleyip geleneksel ile modern arasına sıkışmış hayatımda, bazen çok özgürüm, bazen odamın içinde bile tutsağım. Evet odamın içinde, çünkü ipimi koparıp gidemedim. Hem iyi ki büyükşehirde büyümüşüm diyorum, hem de başka şehirde yaşıyor olsaydık üniversite için gelecektim buraya ve nereden baksan 8 senedir yalnız yaşıyor olacaktım diyorum.
merhaba. bu sene ayağımı sürümüşüm otogara, havaalanına falan. her istediğime olmasa da sonunda İstanbul'da oluşu yıldırmayan, arkadaşların ve izinlerin denk geldiği bir iki konsere gidebileceğim. mir ile Depeche Mode ki bu konser + geziyi cidden iple çekmekteyim, ben çok keyifli olmalıyım, biz çok keyifli olmalıyız ve çok güzel bir haftasonu olmalı. Sonra da pın ile Kings of Convenience. Şükür kavuşturana!

daft punk

merhaba. daha önce dilemiştim de birebir aynı olmasa da çok güzel olmuştu diye yine dileyeceğim. bir daft punk konseri olsa ya. çok istiyorum. ezbere sevenler değil de cidden sevenler olsa. ışıklar olsa falan, ne çok kalabalık ne de boş, acayip keyifli bir ortam olsa. ben de orda olsam. ne güzel olur.

garip bi şarkı

şimdi yürekte kuyu, kuyuda et kemik ve yaralı yamalı bir çıkrık sesi seni ağladık aynı kahvenin köşesinde günlerden pazartesi

git eşyalarını topla. düşler boş oturtmaz insanı.

Uzun zamandır farkettim ki ne kitap okuyorum doğru dürüst, ne film izliyorum. Vaktim yok gibi geliyor ama gerçekten yok mu ondan da emin değillim. Kendimi kandırıyor olabilirim. Geçenlerde kitap okumaya geri döndüm. Film izlemeye de döneceğim umarım. Kitabımı yarılamıştım ki o sırada da mir yeni bir kitap bitirmiş, okurken hep ben gelmişim aklına, beni düşünmüş. bu kitabı sana versem okur musun dedi. okumaz mıyım be adam! seviyorum ülen. seviyorum.

hasta ve yaşlı kadın

merhaba. buranın son derece public olması, benimse kimse okumuyormuşçasına yazmam, ama yine de "hitap ediyor" olmam çok enteresan değil mi? kimsenin okumadığı gerçeğiyle yüzleşirsem az önceki cümlemle tam bir deliyim. az önce ortalığı karıştırıyordum baktım şöyle bir şeyler karalamışım zamanında ben.  http://resistancefailed.blogspot.com/2012/05/efes-one-love.html böyle önceden bir şeyler söyleyip de tutunca kendimi medyum falan sanınca çok mutlu oluyorum ne saçma di mi? medyumlukla falan alakası yok da, umduğum gibi olunca mutlu oluyorum ondan. işin aslı efes one love bok gibiydi, ama damien rice süperdi, bi de ben gerçekten mutluydum çünkü yanımda en sevdiklerim, kalbimde uzun zamandır beklediğim biri vardı, ne güzeldi gerçekten de. cheers darling!